Roma İspanyol Merdivenleri ve Aşk Çeşmesi
Colosseum gezisinden sonra size, Roma İspanyol Merdivenleri ve Aşk Çeşmesi hakkında bilgi vereceğim.
İspanyol merdivenleri ile ilgili Gezitta.com çok güzel bir yazı yazmış, bakalım beğenecek misiniz.
Roma’nın bu iki önemli simgesi olan İspanyol Merdivenleri ve Aşk Çeşmesi hakkında bilmek istediğiniz her şeyi bu yazıda bulabilirsiniz.
Roma’da 2. Gün
Colosseum’u gezdikten sonra iyice acıktığımı ve yorulduğumu hissediyorum. Yemek yemek için aklımda belirli bir hedef yok. Bakacağım ve gözüme kestireceğim bir yerde oturacağım. Hava çok sıcak…
Al Circo Massimo’da öğle yemeğim olan pizza, su (veya soda) ve cappuccino 8 Euro.
Burada oturup, Roma’yı izliyorum. Tek başına gezen bir anne sıcak ve güneş demeden, bebeğini kanguruya koyarak tek başına dolaşıyordu. İçimden, kendisini canı gönülden tebrik ediyorum. Keşke bizde şu aşırı korumacı kimliğimizden biraz sıyrılabilsek ve bunu yapabilsek…
Doyduktan ve oturduğum yerde iyice dinlendikten sonra önce otele geri dönüyorum. Biraz dinleniyorum. Duşumu alıp, aklımdaki diğer yerler olan meşhur İspanyol Merdivenleri ve Trevi (Aşk) Çeşmesi’ni görmek üzere yola çıkıyorum.
Termini metro istasyonundan A hattına giderek (Temmuz 2016) 1,5 € tutarındaki biletle yola çıkıyorum.
Spagnio (İspanyol Merdivenleri) ya da Trevi (Aşk Çeşmesi) durağında inmem gerekiyor. Her ikisi de yürüme mesafesinde olduğu için birinden diğerine yürüyerek gidebilirsiniz.
Roma İspanyol Merdivenleri (Piazza Di Spagna)
Akşamüstü, sıcak etkisini nispeten azaltmış. Dünyanın her köşesinden insanlar bu merdivenin basamaklarında oturarak meydanı izleyip, Roma’da olmanın tadını çıkarıyor adeta… İspanyol Merdivenleri, dünyanın her yerinden olan misafirlerini basamaklarında ağırlıyor.
Ben de İspanyol merdivenlerinde oturarak, İstanbul gibi yedi tepeli bir şehir olan Roma’yı izliyorum. Tek başıma olduğum için bolca selfie yapmaya çalışıyorum. Bu aşamada, selfie çubuğum da yetişiyor imdadıma… 🙂
İspanyol merdivenleri Francesco de Sanctis tarafından, 1725 yılında açılan ve Trinita Dei Monti Kilisesine çıkan merdivenlerdir. Bu merdivenlerin en tepesinde ise Trinita dei Monti Kilisesi yer alıyor.
İspanyol Merdivenleri basamaklarının üstü tıklım tıklım… Asık suratlı bir polis de, basamakların ve insanların arasında dolaşarak etrafı kolaçan ediyor. Şehrin bu kısmı oldukça canlı… Arada İtalyan olup da, yabancı kızlarla tanışmak için orada oturan ve etrafı gözleyen erkekler olduğu da dikkatimden kaçmıyor. 🙂 Merdivenlerin, akşam ışıklandırılmış hali de oldukça güzel görünüyor.
İspanyol merdivenlerine ve İspanyol merdivenlerinde çekildiğim fotolara doyduktan sonra Aşk Çeşmesi’ne doğru yola koyuluyorum. Tam olarak nerede bilmiyorum ama sora sora ve kaybola kaybola bulacağım bir şekilde… 😉
Yol üstünde bu heykel çıkıyor karşıma… Meydanların en sevdiğim özelliği de oranın ünlü kişilerinin ya da simgesel olaylarının heykellerinin olması…
Meydanlar ve heykeller, birbirleri için yaratılmışlar gibi geliyor bana…
Bu meydanda ayrıca en ünlü İtalyan markaları ve mağazaları gözüme çarpıyor.
Gözüm vitrinlerde yürüyorum. Birkaç vitrinin önünden geçerken, bu adamlar bu işi biliyorlar diye düşünüyorum.
Bu arada Aşk Çeşmesi’ni soruyorum bir iki kez… 3. soruştan sonra buluyorum.
Aşk Çeşmesi (Fontana Di Trevi)
Yaklaşık bir yıldır sürdürülen restorasyon çalışmaları ne yazık ki hala bitmemişti ben gittiğimde… Çeşmeyi bir bütün olarak engelsiz fotoğraf çekebilmek için birçok açıdan deniyorum. Bu kısımda da selfie çubuğu imdadıma yetişiyor.
Roma Aşk Çeşmesi, Barok tarzında yapılmış bir çeşmedir. Türkler bu çeşmeye Aşk Çeşmesi adını takmışlardır. Çeşme normalde, adını aldığı Trevi meydanından alıyor.
Roma’nın en ünlü ve gözde yapılarından biridir. Aşk Çeşmesi, Papa XII. Clement tarafından Heykeltıraş Nicola Salvi’ye yaptırılmıştır. Roma’daki öteki gözde yapılara göre daha yeni sayılan bu çeşmenin yapımına, 1732 yılında başlamıştır. Çeşme toplam 30 yılda, pek çok sanatçının ortak çalışması sonucunda tamamlanabilmiştir.
Çeşme üzerinde birçok heykel görülmektedir. Çeşmenin orta kısmında 2 Triton’un (deniz ulakları) çevrelediği bir Neptün figürü bulunur. Tritonlardan biri, bir denizatını dizginlerken diğeri ise daha sakin olan hayvanı sürmektedir. Bu figürler, denizlerin 2 halini de simgeler. Çeşmenin sağındaki rölyefte Acqua Vergine, su kemerini yaptırarak suyunu kente getirdiği kaynağı keşfeden bakire betimlenmiştir.
Trevi, İtalyanca “üç yol” anlamına geliyormuş. Bu ismin, çeşmenin olduğu meydana çıkan 3 yoldan dolayı verildiği düşünülmektedir. Çeşmeyi bu kadar gözde yapan diğer bir konu da, çeşmeye dair bazı inanışların olmasıdır. Bu inanış nedir diye soracak olursanız hemen açıklayayım.
Aşk Çeşmesi’ne Dair Efsaneler
İnanışa göre kim çeşmeye arkasını dönerek dilek diler ve sağ eli ile sol omzunun üzerinden, çeşmeye bozuk para atarsa, o kişinin aşka dair dileğinin gerçekleşeceğine ve Roma’ya tekrar geleceğine inanılıyor. Kişilerin dilekleri gerçekleşiyor mu bilmem ama Trevi Çeşmesi’nin havuzunda her hafta bu Eurolar toplanarak yoksullara, yiyecek ve içecek yardımı yapılıyor. En azından yoksul insanların en büyük dilekleri olan, karınlarını doyurma isteği böylece sağlanmış oluyor. Oraya kadar gitmişken, siz de benim gibi bu, gelenekselleşmiş Aşk Çeşmesi ritüelini gerçekleştirin derim. 🙂 Dileğiniz olmasa bile hiç yoksa ihtiyacı olan birinin karnını doyurmasına vesile olmuş olursunuz. 😉
Ayrıca Trevi Çeşmesi’nin yapılışına dair bir efsane de bulunmaktadır. Bu efsaneye göre: Roma ordusu bir savaştan dönerken, uzun süre içecek su bulamaz. Susuz bir şekilde yollarına devam ederken, karşılarına birden çok güzel bir kız çıkar ve susuz olan Roma askerlerine, kendisinin durduğu noktayı kazarlarsa, su bulacaklarını söyler. Askerler, kızın söylediğini yaparlar. Gerçekten de tam da bugün çeşmenin bulunduğu yerde suyu bulurlar. Kendilerini suya kavuşturan bu güzel kızın figürünü de çeşmeye koyarlar. Böylece bu hikâye de, havuzun üzerindeki heykeller de çeşmede hayat bulmuş olur.
Trevi Çeşmesi Ziyaret Bilgileri
Adres: Piazza di Trevi, Roma
Ulaşım: 52, 53, 61, 62, 63, 71, 80, 95, 116, 119 numaralı otobüs hatlarını kullanarak bölgeye ulaşabilirsiniz.
Trevi Çeşmesi’ne en yakın olan otobüs durağı ise Barberini durağıdır.
İyice dolaşıp yorulduktan sonra tekrar İspanyol Merdivenleri’nin olduğu meydana dönüp, akşam yemeği yemek için bir yerler bakınmaya başlıyorum. Roma’da hazırlıksız olduğum tek konu sanırım yeme içme mekanları… Gelmeden önce bu konuyla ilgili bir araştırma yapmadım. Yeme içme mekanları tamamen keşifsel oldu benim için. Tarihi yerleri bulmak için o kadar çok yürüyüp, çaba harcarken bir de yiyecek mekanlarını arayıp bulmak için bu sıcakta halim yok. Aslında işin aslı bu… 🙂
Makarna ve kola 15€ tutuyor. Makarnaya çok düşkün olmayan biri olarak bu makarnanın tadı gerçekten de epey lezzetliydi. Saat 23.00 gibi kaldığım yere dönmeyi planlıyorum çünkü ertesi gün Roma’ya biraz ara verip Floransa’ya geçeceğim.
Dönüş yolunda beni bekleyen küçük sürpriz
Elime geçen broşürlerde Roma Metro istasyonunun gece 12’ye kadar açık olduğu yazılıydı. Ben de okuduğuma inanarak, saat 23.00 gibi metroyla Termini’ye dönmek üzere yola koyuluyorum. Metrodan içeri girip biraz yürüdüğümde bir de ne göreyim? Resmen kapı duvar! Metro kapalı… Ama saat daha 00.00 olmadı ki diye düşünüyorum. Biraz etrafa sorunca anladığım kadarıyla grev gibi bir şey varmış o yüzden metro 23.00’de kapanmış! Otobüs yolu ve yürüme o saatlerde tek başına bana çok da güvenli gelmiyor ve taksiyle dönmeye karar veriyorum. Nasıl olsa üç durak var yani Termini durağına çok uzakta değilim. Taksici, taksimetreyi 6,50 Euro’dan açıyor! Ya taksiler bu fiyattan açılıyor ya da taksici beni kazıklıyor. Bilemiyorum. Seçme şansım da var gibi gözükmüyor çünkü etrafta o saatte fazla taksi gözükmüyor ve üstelik taksi sırası da var… Taksi, kaldığım yere kadar 11 Euro tutuyor. Floransa için dinlenmeye geçiyorum.
Figen Karaaslan Seyyahça © Şubat 2016